“Mal kaybeden bir şey kaybetmemiştir.
Onurunu kaybeden çok şey kaybetmiştir.
Cesaretini kaybeden her şeyini kaybetmiştir”
Goethe
Eğer başarabileceğimizi bilseydik neleri gerçekleştirmeyi hayal ederdik? Gerçekleştiremeyeceğimizi düşündüğümüz için neleri hayal etmekten, istemekten kendimizi alıkoyuyoruz?Büyük şeyler başaramayacağımıza inandıkça bunları hayal bile etmekten korkuyoruz.Çünkü hayali ile bizim gözümüzde onu başaramadığımız ve insanların bizimle alay etmeleri, ”sen kim bunu yapmak kim” demeleri canlanıyor.

Bir kurbağa sürüsü ormanda yürürken, içlerinden ikisi bir çukura düştü. Diğer bütün kurbağalar çukurun etrafında toplandılar. Çukur bir hayli derindi ve arkadaşlarının zıplayıp dışarı çıkması mümkün gözükmüyordu. Yukarıdaki kurbağalar, boşuna çabalamamalarını söylediler arkadaşlarına: “Çukur çok derin. Dışarı çıkmanız imkânsız.”
Ancak, çukura düşen kurbağalar onların söylediklerine aldırmayıp çukurdan çıkmak için mücadeleye devam ettiler. Yukarıdakiler ise hâlâ boşuna çırpınıp durmamalarını, ölümün onlar için kurtuluş olduğunu söylüyorlardı. Sonunda kurbağalardan birisi söylenenlerden etkilendi ve mücadeleyi bıraktı. Diğeri ise çabalamaya devam etti. Yukarıdakiler de, çırpınıp durarak daha çok acı çektiğini söylemeyi sürdürdüler.
Ne var ki, çukurdaki kurbağa son bir hamle daha yaptı, bu kez daha yükseğe sıçramayı başardı ve çukurdan çıktı. Çünkü, bu kurbağa sağırdı. O yüzden, arkadaşlarının başaramazsın gibilerden umut kırıcı sözlerine kulak asmamıştı…
(Paul Estridge )

Etrafımızdan; sen yaparsın, ne kadar güzel yapmışsın ,harika bir şey, seninle gurur duyuyorum, yaptığın çalışma ve gayretinle başarabileceğine inanıyorum, bu sefer olmamış olsa da bir daha ki sefere başaracağına inanıyorum…sözlerini ne kadar az söylüyor ve ne kadar az işitiyoruz değil mi?

Bunun yerine; bu gidişle kazanamazsın, olmamış, sen hep yanlış yapıyorsun, bu kafayla adam olmazsın, yine düşük not almışsın, neden daha yüksek not almadın?neden birinci olmadın? Sözleri bizim için başarısızlığımızı arttıran etken değil midir?

Günlük hayatımızda sıklıkla hangi sözleri söylüyoruz?Hangi sözleri işitiyoruz?Hangi sözleri duymak bizi daha çok çalışmaya, gayrete götürürdü?

Başarısızlık korkusu potansiyelimizi ortaya koyma, kapasitemizi kullanma konusunda en büyük engeldir. Bir fırsat ile karşılaştığımızda “ben yapamam” demeye başlarız ve ben yapamam dedikten sonra hayatımızda kaç işi gerçekleştirebilmişizdir?
İnsanlar bazen eleştirilme korkusundan ve bazen de başarısız olmaktan korktuklarından harekete geçmezler…
Başarısız olmak istemiyorsak hiçbir şey denemeyiz, hiçbir şey denemezsek başarısız da olmayız!

“En büyük başarı hiçbir zaman düşmemekte değil,
her düştüğümüzde tekrar ayağa kalkabilmektir.”
Konfüçyüs

Başarısızlık bir son değil yeni bir yolun başlangıç noktası olabilir. Mücadeleyi bırakmadığınız sürece hiç kimse sizi yenik, başarısız ilan edemeyecektir… Hata ve başarısızlıklarımızdan ders çıkarmamız, farklı yol ve stratejiler ortaya koymak için başarısızlıklarımızdan yararlanmalıyız. Hatalarımızı inkar etmek yerine hatalarımızdan da yeni bir şeyler öğrenmeliyiz.hayallerimizi kovalamayı geçmiş başarısızlık ve hatalarımızdan dolayı bırakıyoruz…
Büyük amaçlar için azimle ve cesaretle çalışıp başarısız olmak, amacımız olmamasından daha iyidir.
Taşlı , topraklı, bol virajlı tehlikeli yollarda otomobil yarışı yapan başarılı bir ralliciye bu tehlikeli yolda nasıl başarılı olduğu sorulduğunda “gitmek istemediğim yere değil, gitmek istemediğim yere değil, gitmek istediğim yere istediğim yere bakıyorum” bakıyorum” cevabını vermiştir.hayatımızda başarmak istiyor isek istemediğimiz, olmasını istemediğimiz şeylere, başarısızlıklara değil de; istediğimiz, olmasını istediğimiz şeylere odaklanmalıyız…
Başarı da, başarısızlık da bize aynı uzaklıkta durmaktadır, ikisi de kafamızın içindedir.başarı ya da başarısızlıktan hangisini besler isek onu büyütür onu arttırırız.
Bazı kimselerin hedefleri vardır ve engellere, başarısızlıklara rağmen hedeflerine ilerlerler.Bazı kimseler ne yaparlarsa yapsın başaramayacaklarına inanmışlardır, yenilgiyi peşinen kabullenmişlerdir ve onun için hiçbir çaba göstermezler, başarısızlığı öğrenmişlerdir, çaresizliği öğrenmişlerdir buna “öğrenilmiş çaresizlik denir”
Asıl başarısızlık başaramayacağımıza inanmaktır…

Yapılan bir bilimsel çalışmada bir köpek balığı ile normal bir balık büyük bir akvaryuma konulur ve ikisinin arası cam bölme ile ayrılır. Köpek balığı aç bırakılınca hemen diğer balığa saldırır ancak cam bölmeye çarpar. Defalarca denemesine rağmen sonuç değişmez. Küçük balığı yeme çabası her defasında cam bölme engeline takılan köpek balığı, 28 saat sonra artık “pes” etmiştir. Aradan cam bölme kaldırılır, hatta küçük balık köpek balığının alanına geçer burnunun dibine kadar gelir. Ancak köpek balığı küçük balığı yemez. Bir süre sonrada köpek balığı açlıktan ölür. Köpek balığı başarısızlığı öğrendiği için koşullar değiştiği halde bir daha küçük balığı yemeyi denemedi. Bu duruma öğrenilmiş çaresizlik ya da öğrenilmiş acizlik denir.

Bizim çaresizliğimizi bize kim öğretti?Kendi kendimize mi öğrendik yoksa ,anne ya da babamız dan mı?Yoksa öğretmenlerimizden veya çevremizden mi öğrendik?

Bir şeyleri hedefliyoruz ve onu gerçekleştirmek için çaba harcamaya başlıyoruz,başlangıçta başarabiliriz diyoruz ancak önümüze çıkan çeşitli güçlüklerle karşılaştığımızda hemen pes ediyoruz,ona ne yaparsak yapalım ulaşamayacağımıza dair bir düşünceyi kafamıza iyice kazıyoruz…Ne yaparsam yapayım bunu başaramam diyen birisinin başarıya ulaştığını gördünüz mü hiç?

Açılmamış kanatların büyüklüğü bilinmez. (Andre Gide)

Başarısız kılınmamak ve başarısızlığı öğretmemek üzere…

Metin KILIÇ
Uzm. Psikolojik Danışman

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir