Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu’nun son canlı yayınından ve Geliştiren Anne Baba Kitabından notlar: (9.05.2020)
Bundan önceki yazımda üniversite sınavında beklenilen başarıyı sergilemenin mutluluk getirip getirmediğinden bahsetmiştim. Bu tartışmaya bir de meslek seçimi dilemması eklemiştim. Gençlerin istedikleri mesleği seçmeleri mi makbul? Aileler çocuklarının kariyer kararlarına ne kadar müdahale etmeli?
‘Çocuklarımızla iletişim, kuralım onları dinleyelim, onlarla vakit geçirelim. Her şey çözülür.’
Peki nasıl? Bu derin ve sağlıklı iletişimi nasıl kuracağız?
Doğan Cüceloğlu anlatıyor. 2008 yılında bir ortaokula gittim. Veli toplantısı yapacaktık. Hem velilere hem de öğrencileri çağırdım. Veliler sağa öğrenciler sola oturdu. Ben de tahtanın önüne bir sandalye çektim. Toplantıya başlamada önce biraz konuşmak için bir öğrenci davet ettim. Parmak kaldıranlar arasından çok istekli görünen Selim’i seçtim. Selim oturdu. Ben karşısına oturdum. Ailelerle daha önceden tanıştığım için Selim’in ailesinin heyecanını görüyordum. Selim ile biraz muhabbet ettikten sonra Selim’den gözlerini kapatmasını istedim. Selim’e dedim ki ‘Selim gözlerini açtıktan sonra 20 yıl ilerlemiş olacağız. Peki 20 Yıl sonra sen kaç yaşında olacaksın?’ Selim cevap verdi: ‘32 yaşında olacağım.’ Sonra Selim’e sırası ile nerede yaşadığını, hangi işi yaptığını, ofisini ve evini tarif etmesini istedim. Selim Amerika’da Manhattan’da yaşadığını söyledi. Ailesi belli ki bu hayalden habersizdi. Gözlerini kocaman açarak Selim’e bakmaya devam ettiler. Selim devam etti. İç mimarım. Selim’in meslek seçimini ilk defa duyan ailesi şaşırarak izlemeye devam etti. Selim de anlatmaya devam etti. 80 katlı bir binanın 42. Katında oturuyorum. Home Office (Evden) çalışıyorum. Evim dublex alt katında salon ve mutfak; üst katında çalışma odam ve yatak odam var. Selim’e soruyorum. ‘Çalışma odanda ailenin resmi var mı?’ Selim Cevap veriyor. ‘Evet, evet annem babam ve kardeşimin fotoğrafı var.’ Selim’e soruyorum: ‘Bu fotoğrafa bakınca ne hissediyorsun?’ Selim cevap veriyor. ‘Babam bana seni maça götüreceğim, yazın kampa gideceğiz derdi. Babama kızmıyorum vakti yoktu tabii ama yine de insanın içinde kalıyor’ Bu sırada Selim’in babası ağlamamak için alt dudağını ısırıyor.
Selim ile muhabbetimizin ardından Selim’in hedefini ve önceliklerini öğrendik. Bu noktadan sonra Selim’in ailesi ne yapıp ne edip onu iç mimarlık mesleği yapan kişilerle, hatta onların aileleri ile tanıştırmalı. Mümkünse Selim’in iç mimarlık ofisinde çalışmasını, staj yapmasını en azından orada bulunmasını sağlamalı ve Selim’in bu mesleği gerçekten isteyip istemediğini anlamasına yardımcı olmalıdır. Tabii maça ve kampa da götürebilirler. 😊
Sevgi nedir? Doğan Cüceloğluna göre sevgi, bir kişinin (eşin, dostun, evladın) olabileceğinin en iyisini olmana hizmet etmektir.
Bu durumda biz çocuklarımızı bu kadar çok severken önlerindeki sınav ile ilgili bu kadar kaygılanmaya, üzülmeye gerek var mı? Önümüzdeki 30 yılın revaçta olan mesleklerini bilemezken, elimizde olan tek şey an iken bu anın tadını çıkartmak, çocuklarımızı erdemli, dürüst ve yardımsever yetiştirmek daha önemli değil mi?
NOT: Çocuklarınıza, Selim’e sorulan soruları ciddiyetle ve samimiyetle yöneltip onların ‘gönüllerinin muradını’ öğrenmek ister misiniz?
Bu yazıdaki fikirler Prof. Dr. Doğan Cüceloğlun’a aittir. Kendisine gönülden katıldığım için aklımda kaldığınca kaleme alıp sizinle paylaşmak istedim.
Psk. Esin Engin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir