”İnsan düşüncelerini değiştirerek hayatını da değiştirebilir”
William James

Olumlu düşünmek veya olumsuz durumlarda bile olayların pozitif yönünü görmeyi başarmak, bazen başkalarınca Polyannacılık oynamak gibi görünebilir. Ancak bunu hayat felsefesi haline getirebilmiş mutlu insanların, iş ve özel yaşamlarında diğer kişilere oranla daha başarılı oldukları defalarca kanıtlanmıştır. Yapılması gereken ilk şey, olumlu düşüncenin sizi gerçekten iyi yönde etkileyeceğine inanmak ve duygularınızı bu yönde yönetmektir.
Zihinde oluşan olumlu duygular, vücuda endorfin denilen bir madde salgılanmasını sağlar. Endorfin, doğal bir morfin görevi görür. Dolayısı ile, kişinin fiziksel ve ruhsal sıkıntılarının azalmasını, varolan sıkıntıları da hissetmemesini sağlar.

Zihindeki olumlu duygular vücutta mutluluk hormonu salgılatır. Araştırmalar da ağrının az şiddetli olmasını bekleyenlerin ağrıyı az hissettiğini gösteriyor.

Yapmamız gereken ama, yapamayacağımıza inandığımız iş için zihnimiz bunun neden mümkün olamayacağını, neden ve nasıl başaramayacağımızın yolunu aramaya başlar. Başaramayacağımıza inandıktan sonra, bunu neden başaramayacağımıza dair nedenler bulmaya çalışırız. Eğer bu nedenleri bulamaz isek, kendimizle çelişiriz. Madem başarısız olmamız için bir neden yok! O halde neden başaramıyoruz? Onun için başaracağımıza inanmıyorsak, başarısızlığa bizi götüren-götürecek şeylerin peşinden gideriz.

Sınavda başarısız olacağımıza inanıyorsak, çalışmayız, çünkü; başaramayacağımız için neden çalışalım ki? Çalışmadığımız için de tabi ki başaramayız ve böylelikle de ben zaten başaramayacağımı biliyordum! sonucuna ulaşırız… Bir tepsi dolusu bardağı taşırken, “kırmamalıyım, kırarsam…, kırmadan götürmem lazım vb. olumsuz iç konuşmalar yaptığımızda, olumsuz düşündüğümüzde zihnimiz “kırmaya” odaklanacak ve kırma ihtimali daha ağır basacaktır. Elimi kesmemeliyim, unutmamalıyım, gol yememeliyim, golü kaçırmamalıyım vb. olumsuz düşüncelerde de durumun olumsuz sonuçlanmasını sağlıyoruz.

Zihnimiz de bilgisayara benzemektedir. Biz bilgisayara yapmaması gerekenleri değil de yapması gerenlerin komutunu veririz.

Biz de beynimize yapmaması gerekeni, ya da olmaması gerekeni değil de olması gerekeni söylemeliyiz. Olumlu düşüncede temel nokta, beyni olumlunun üzerine programlamaktır. Başarısız olmamayı değil, sadece başarmayı düşünmelisiniz. Yani “ya başarısız olmamalıyım” değil de “başaracağım” diye düşünmeliyiz.

Lowell Peacock ’ın dediği gibi “Başarılı insanı belirleyen ilk özellik tutumudur. Kişi olumlu tutum ve düşüncelere sahipse, zorluklarla uğraşmayı seviyor ve onların üstesinden gelmekten haz duyuyorsa başarılarının yarısını gerçekleştirmiş sayılır.”

Çok ağır hasta olan üç kişi aynı odada kalmakta idiler. İlk gelenin yatağı pencere kenarındadır. Oradaki ölünce ortadaki hasta pencere kenarındaki o yatağa geçer, kapının yanındaki hasta orta yatağa, kapının yanındaki yatağa da yeni bir hastayı alırlar.

Pencerenin yanına geçen hasta her gün gördüklerini arkadaşlarına anlatmaya başlar. Karşıda ağaçlarla süslenmiş bir park var, Kuşlar dallarda oynaşmakta, çocuklar konuşmakta, çiçekler rüzgarla dalgalanmaktadır. Aynı saatte aynı insanlar parkın yanındaki yoldan geçmektedirler. Diğer iki hasta işlerine giden, evlerine dönen insanların değişmez hikayelerini dinleye dinleye onlarla adeta dost olurlar. Zaten parkın yanından gelip geçenlerin artık birer isimleri de olmuştur.

Bir gün ortada yatan hastanın aklına bir düşünce geldi. Pencerenin yanına geçerse o güzel manzarayı dinlemek yerine kendi gözleri ile görebilecekti. Bu düşünceyi günlerce kafasında geliştirdi. Nihayet bir gece pencere yanındaki hastaya kalp krizi gelince ortadaki hasta bütün gücü ile uzanıp şişeyi yere düşürdü ve kırdı. Sabah olunca pencere yanındaki hastayı ölü buldular. Onu alıp götürdüler. Ortadaki hastayı da pencere kenarına geçirdiler. O, “pencereden dışarı bakmak için hasta bakıcıların çıkmasını beklemeliyim” diye düşündü. Yalnız kalınca başını daldırıp pencereden dışarıya baktı. Ve gözlerine inanamadı. Camdan dışarı baktığında simsiyah bir duvardan başka bir şey yoktu…

Güzel şeyler görebilmek, güzel şeyler yapabilmek ve hayatımızın anlamlı ve yaşanılabilir olabilmesi için olumlu göz, olumlu bakış ve olumlu düşüncelere sahip olmalıyız.

William Shakespeare’ in dediği gibi “ İyi ve kötü diye bir şey yoktur, biz onu düşüncelerimizle yaratırız” Her türlü iş, düşüncede başlar, düşünce ile şekil alır, düşüncede tasarlanır, düşünceye uygun, düşüncedekini hayata geçirecek eylemlerimizle gerçekleştirilir.

Olumlu düşünmenin yarattığı olumlu sonuçlar, yani “kendini doğrulayan kehanet” konularında yapılan yüzlerce ilginç deneyden birisi de şöyledir; Özel bir sınıf oluşturulur ve bir grup öğretmen bu sınıfa verilir. Öğretmenlere, bu sınıftaki öğrencilerin çok seçme öğrenciler olduğu söylenir. Öğrencilere de aynı şekilde, öğretmenlerinin çok seçme öğretmenler oldukları belirtilir. Yıl sonunda, sınıfın başarısı harikadır.

Durumu değerlendirmek için Okul müdürü, o öğretmenlerle bir toplantı yapar ve sınıfın gerçekte kura ile, gelişigüzel bir şekilde oluşturulduğunu açıklar. Bunun üzerine öğretmenler, şaşırırlar ve “Bu durumda, demek ki biz süper öğretmenleriz.” derler. Müdür cevap verir: Hayır, sizler de kura ile seçildiniz. İnsanların ortaya çıkaracakları sonuçlar, genellikle çevrenin o insandan beklentileriyle doğru orantılıdır.

Jack Ensaign Addington demiştir ki; “İnsanlar sürekli olarak kendilerini başkaları ile karşılaştırarak kendilerini küçümserler. İnsanın en büyük düşmanı yine
kendisidir. Olumsuz düşünceler sayılamayacak kadar çoktur: Bencillik, gurur,
benlik davası, sürekli kendini haklı görme saplantısı, kıskançlık, kendine
acıma, kin, hile, kendini suçlama, çekememezlik, güvensizlik, sürekli eleştirel
davranma, nefret, çaresizlik, düşmanlık vb.

Eğer zihnimizi olumlu düşüncelerle doldurursak, bu düşünceler bizim daha sağlıklı, başarılı ve mutlu olmamızı sağlayacaktır. Olumlu düşünceler biz de başarmak için göstereceğimiz çabanın devamını sağlar, göstereceğimiz çabalarda karşımıza çıkan engelleri, zorlukları ve güçlükleri yenmemiz için bize dayanma gücü verir. “bu kadar güçlüğe katlanıyorum ama olsun, başaracağım, elde edeceğim şey için değer” diye düşünmemiz bizi başarıya ulaştıracaktır. Neye inanıyor isek onun olmasını, gerçekleşmesini biz sağlamış oluyoruz. İyiyi de, kötüyü de, olumluyu da, olumsuzu da önce düşüncemizle biz yaratıyoruz.

Düşüncelerimiz, davranışlarımızı değiştirir. Davranışlarımız da ortaya çıkaracağımız sonuçları değiştirir.

Gandhi ’nin dediği gibi “ Düşünceleriniz pozitif olsun, çünkü düşünceleriniz sözleriniz olur. Sözleriniz pozitif olsun çünkü sözleriniz davranışlarınız olur. Davranışlarınız pozitif olsun çünkü davranışlarınız alışkanlıklarınız olur. Alışkanlıklarınız pozitif olsun çünkü alışkanlıklarınız değerleriniz olur.”

Metin KILIÇ
Uzm. Psikolojik Danışman

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir